radyoda çalınca daha kıymetli oluyor fakat:
radyoda çalınca daha kıymetli oluyor fakat:
odadaki her eşya, en ufak ses, üzerimdeki her kıyafet sinirime dokunuyor. tişörtlerin içinde arka yüzeyinde durup sırta batan etiket parçasının hissettiklerini, olabilecek tüm parçacıklar ve dalgalar için hissediyorum.
özel günlerimi daha rahat geçirtecekse orkid kullanmaya hazırım.
milan silgimi ovuşturup silgi topakçıkları oluşturuyorum.
yapmayacağım diyorum, yapıyorum.
sanırım sadece bir problem olduğunda yazabiliyorum.
kapı veya telefon çaldığında önceliklerini koruyabilen insanlardan olmak istiyorum.
bir de godwin’in türkiye uyarlamasını buldum.
s/hitler/askerlik
“yavaşlığın düzeyi anın yoğunluğuyla doğru orantılıdır; hızın düzeyi unutmanın yoğunluğuyla doğru orantılıdır. yavaşlıkla anımsama, hız ile unutma arasında gizli bir ilişki vardır. bir şey anımsamak isteyen kimse yürüyüşünü yavaşlatır. buna karşılık, az önce yaşadığı kötü bir olayı unutmaya çalışan insan elinde olmadan yürüyüşünü hızlandırır.”
koltukta oturmuş, gözlerim kapalı kulaklıklarımın verebileceği en yüksek yüksek seste müzik dinlerken, shine on you, sol omzum seğiriyor. omzumun seğirmesiyle birisi bana dokunmuş gibi hissediyorum.
arkamı dönmemle zıplamam bir olup meşhur ters salto hareketimi oluşturuyor.
kalkıyorum, yerdeki mouse’u alıyorum. sağlam mouse’muş, logitech, öneriyorum.
nisan ayı sendromu?
bergamadaki antik kentte bir kuyu var. kuyunun ortasında da ufak çaplı bir taş. olur da attığın para taşın üzerinde kalırsa dileğin gerçek oluyor.
bcwywf.
325 no’lu astroidin kralı sanıyorum.