prelude
Wednesday, July 16th, 2008
ü diye bir notasyon olmasaymış, ü sesi ne kadar güzel olurmuş.
gece fark etmeden dead flag blues loop’unda uyuyakalmak === binlerce garip rüya görüp hepsini hatırlamak.
reddediyorum, yürüyüşümü hızlandırsam da, bunun kunderayla hiç bir ilgisi yok.
çok sıkıldım, dışarı çıkmaya ihtiyacım var.
bu akşam altınoluğa gidip yarın dönsem mi?
uyanamayıp geç kaldığım bir şirket toplantısınının ardından gittiğimiz yemeğin üzerine etilerden taksime acelesiz bir yürüyüş gerçekleştirdik. acıbademde oturduğum üzere eve dönüş için kadıköyden taşıt bulamıyordum ki babam gelip gecenin 2sinde beni aldı.
erenin yarın dibimdeki acıbadem hastanesinde, kendi dibi konusunda bir ameliyatı varmış. ziyarete nasıl gitsem bilemedim.
şu saatte karanlık, yanlız bir odada kulaklıkla dinlenebilecek en […]
bi anlık karar sonucu bugun kendimi guadec’de buldum. bi tane usb bellek verdiler minnacık, 4 gbmiş. girdiğim 3 konferansdan aklımda kalan kısmı burası. yarın belki bisikletle tekrar gideceğim.
müzik ve uyku düzenimin bozulmasının şu sıralar periyodu gelen acı rafine sistemimin devreye girmeyişinde en büyük pay sahibi olduğunu düşünsem de, tamamen kendimi kandırıyorum.
bu aralar attığım her adım için gereken enerjiyi, alışılagelmiş üç maddeden ziyade akıl sağlığımı yakarak oluşturuyorum.
ruh halimin kredisini gybe’ye mi yoksa kulaklığıma mı vereyim çıkartamadım.
vucudumun uyudugu yemek sonrasi saatlerde bir kahve kacamagi yapmazsam dayanamayacak gibi oluyorum.
müzikten görme duyusuna yapılan sineztezik benzetmelere oldukça karşıyım.
oturdum düşündüm. f#a#infinity’in en güzel gybe albümü olduğuna karar verdim.
You are currently browsing the Yiğit Güneli archives for the 'Hayat' category.




